Home Peygamberler HUD PEYGAMBER

HUD PEYGAMBER
Nasihatler.Com / Perşembe, 03 Aralık 2009 18:13
Makale İçeriği
HUD PEYGAMBER
Maddî Menfaat İçin mi?
Tuzak
Sarsar
Tüm Sayfalar

Ad Kavmi

Nuh tufanından sonra dünyada yeniden bir hayat başlamış ve hızla çoğalan insanlar, Arap yarımadasının çeşitli bölgelerine yayılmaya başlamışlardı. Bu arada Hz. Nuh'un torunlarından biri olan Ad da, Yemen'de Hadramut civarında Ahkaf adıyla bilinen bir yere yerleşmişti. Ad'ın nesli çoğala çoğala nihayet büyük bir kavim oldu. Bu kavim, dedeleri Ad'a nisbetle, Ad Kavmi diye anılmaya başladı.hud_peygamber
Ad Kavminin yaşadığı yarlerin suyu ve yağmuru bol ve toprağı çok verimli idi. Bağlar-bahçeler, yeşil-yeşil vadiler her tarafı çepeçevre sarmıştı. Bu kavmin insanlarının boyları uzun, cüsseleri de boylarına uygun olarak iriydi. Güçleri kuvvetleri, boyları ve cüsseleriyle meşhur olan bu insanlar, tuttuklarını koparacak ve kayaları kolaylıkla tuz-buz edecek bir yapıya sahiptiler. Bu maddi güçlerine bağ, bahçe, tarla, hayvan ve bereketli nesiller de ilave olunca, dünyada onlar için ulaşılacak daha üstün bir meziyet kalmıyordu.

Şükürden Şirke

Yavaş yavaş nesilce çoğalıp maddeten de zenginleşirken, peygamber devrinin epeyce arkada kalması ve tevhid dinine cehalet bulutlarının perde olması sebebiyle, Ad kavminin inanç ve itikatlarında bir takım sarsılmalar, zayıflamalar başlamıştı. Kendilerine bahşedilen bu kadar maddi-manevi imkanların birer nimet olduğunu unutmuşlar, ve o nimetler üzerinde o nimeti vereni görmedikleri için, zamanla şükrü bırakıp şirke düşmüşlerdi.
Nuh kavminin helak olmasına sebeb olan putlara tapmayı yeniden ihya etmişlerdi. Güç ve kuvvetin, maddî refahın verdiği gururla sarhoş olup sefahete dalmışlardı. İşlek yolların kenarına yüksek-yüksek kuleler, büyük-büyük kâşaneler ve binalar yaparak kendilerini buralarda tamamen oyun ve eğlenceye vermişlerdi.

Ad Kavmi böyle umumi yerlerden başka, yüksek tepelerde de kireçle dondurulrmuş gayet sağlam ve muhteşem saraylar yapıyorlardı. Dünyada misli görülmemiş bir ihtişama sahip olan bu sarayların içlerinde ve bahçelerinde havuzlar vardı. Bunlar akıllara hayret verecek şekilde süslenmişti.
Ahlâkı ve insanlığı sukut etmiş bir cemiyetin elinde, kuvvetin ve maddî imkanların nasıl bir zulüm aleti olacağı açıktır. Ahlak ve insanlık namına ne varsa her şeylerini kaybeden Âd kavmi, ellerindeki maddî imkânlarla etrafa dehşet salmakta idiler. Fakir halkı komşu kabileleri zulümleri altında inletiyorlardı. Onları köle gibi çalıştırıyor, çeşit-çeşit işkencelere tabi tutuyorlardı. İşkence etmekten âdeta zevk duyuyorlardı. Böylece, putlara tapıp Allah'a şirk koşmakla manevi hayatlarını; insanlara hunharca muamele etmekle de insani taraflarını kaybederek manen hayvanlardan daha aşağı bir dereceye düşmüşlerdi.

Hazret-i Hud'un Peygamber Oluşu

Bu zalim ve hunhar kavim içinde, halim-selim ve müşfik bîr kimse yaşıyordu ki, bu zatın nesli, bir kaç nesil öncesinde Hazret-i Nuh'a dayanıyordu. Ve ismi de Hud idi. Hud, temiz ve itibarlı bir aileye mensuptu. Doğruluğu, dürüstlüğü, cesareti, zekâsıyla kavmi içerisinde sevilir bir zat olmuştu. Halkın öylesine güvenini kazanmıştı ki, O'na "Emin" lakabını vermişlerdi.                                                                           '
Hz. Hud, kavminin sapıklık ve zulümlerine son derece üzülüyor, fakat karşı da çıkamıyordu. Vaziyetin bu derece vahametine rağmen, içinde yine de bir ümit vardı. Ya o birşeyler .bekliyor, veya Onu bir şeyler bekliyordu. Nihayet beklediği oldu. Diğer peygamberler gibi, Hazret-i Hud da, bu yoldan çıkmış kavmini iman ve istikamet yoluna getirmek için, nübüvvet vazifesiyle vazifelendirildi.

Hazret-i Hud'un Mücadelesi

Hud Aleyhisselam, kavminin huy, ahlâk ve mizacını ve onların hassas ve zayıf damarlarını bildiği için, bu hususları göz önünde bulundurarak günün şartlarına uygun bir şekilde irşada ve tebliğe başlamıştı. Allahtan başka şeylere ibadet eden, maddî güç ve kuvvetleriyle gururlanan kavmini putlara tapınmayı terkederek, Allah'a iman etmeye davet ediyordu. Kavmine, sahip oldukları güç ve kuvvetin, Allah tarafından verildiğini hatırlatıyor; onları Allah'a karşı şükür ve ibadete, günahlardan tevbeye çağırıyordu. Fakat kavminin, Hud A.S.'ı dinledikleri yoktu. Hz. Hud, onların bu haksızlıklarını yüzlerine vurur, dalalet ve sefahatte olduklarını ifade ederdi.
Hazret-i Hud'un bu sözlerine kavminin tepkisi çok sert oluyordu.



Üye Girişi

Yedi şeyde hayır yoktur: Huşu olmayan namazda, lüzumsuz şeylerden kaçınılmadan tutulan oruçta, düzgün telaffuz etmeden, acele ile Kur’an okumakta, günahlara engel olmayan ibadette, cömertlik bulunmayan malda, samimiyet bulunmayan dostlukta, ihlâs olmayan duada.
Hz. Ali -

Peygamberlere İman

Bir insan peygamberlere inandığını söylese fakat içlerinden bir tanesini inkar etse müslüman olamaz.

Yaradılış Hikmetler

İnned diyne indallahi-l İslâm” (3.Ali İmran:19) "Kesinlikle ALLAH indinde Din; İslâmdır."

Allah-u Teala ve Tekaddes Hazretleri vaad-i ilahisinde de buyurduğu üzere yüce katında muteber olan tek din İslam dinidir. Bu ayete binaen geçmiş tüm dinlerin peygamberleri İslam esasları üzere yaşamışlar ve İslam'ı tebliğ etmişlerdir. Tüm peygamberler Müslüman dırlar ve hepsi Server-i Enbiya Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V) nın nübüvvetini müjdelemişlerdir. Cümle Peygamberler onun sünneti üzere bulunmuşlardır. Çünki O; yaratılmışların ve peygamberlerin ilkidir.